0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Kadınlar Her Zaman Vardı ve Her Zaman Hayatımızda Var Olacak
"İnsan İnsandır" Gerçeği
Kadınlar Her Zaman Vardı ve Her Zaman Hayatımızda Var Olacak
İnsanlık tarihi kadar eski bir varlık kadın. Toprağı işleyen, ateşi ilk yakalayan, nesli devam ettiren, çocuğunu büyüten, evini çekip çeviren, tarlada çalışan, tezgâhta üreten, savaşta cepheye mermi taşıyan, barışta toplumu ayakta tutan… Kadın, insanlığın her döneminde ve her alanında vardı. Sadece bazen görünür oldu, çoğu zaman ise görünmez kılındı.
“İnsan İnsandır” Gerçeği
Özünde hepimiz insanız. Kadın ya da erkek olmak, insan olmanın özünü değiştirmez. Bir kadın, nasıl ki bir erkekle aynı haklara, aynı yaşama hakkına, aynı düşünme ve hissetme kapasitesine sahipse, bir erkek de aynı şekilde şefkatli, merhametli, duygusal ya da koruyucu olabilir. Aramızdaki tek biyolojik fark, üreme organlarımız ve bunun getirdiği fizyolojik değişimlerdir. Bu fark, bir cinsi diğerinden üstün ya da aşağı kılmaz; sadece “farklı” kılar.
İşte bu yüzden, ideal olan, insanları cinsiyetleriyle tanımlamak değil, “insan” olarak görmektir. Ne kadınlar günü ne erkekler günü ne de çocuklar günü… Gerçek eşitlik, kimsenin özel bir güne ihtiyaç duymadığı, herkesin her gün eşit değer gördüğü bir dünyadır.
Peki Neden 8 Mart?
Eğer her şey bu kadar basit ve eşitlikçi bir hedefe doğru ilerliyorsa, neden hala bir “Kadınlar Günü” var? Neden kadınları bir güne sığdırıp hatırlıyoruz?
Çünkü ne yazık ki içinde yaşadığımız dünya, henüz o ideal noktada değil. 8 Mart, bir kutlama gününden çok, bir mücadele ve farkındalık günüdür. 1900’lerin başında Amerika’da ve Avrupa’da daha iyi çalışma koşulları, eşit ücret ve seçme-seçilme hakkı için grev yapan kadın işçilerin anısına doğmuştur. Onlar sadece var oldukları için değil, yok sayıldıkları, hakları ellerinden alındığı, şiddet gördükleri ve eşit muamele görmedikleri için mücadele ettiler.
Bugün hala dünyanın birçok yerinde:
Kadınlar aynı işi yapmalarına rağmen erkeklerden daha az kazanıyor.
Siyasette ve karar mekanizmalarında yeterince temsil edilmiyor.
Kadına yönelik şiddet, bir insanlık ayıbı olarak varlığını sürdürüyor.
Kız çocukları hala eğitim hakkından mahrum bırakılabiliyor.
Kadınlar, sırf kadın oldukları için ayrımcılığa uğruyor.
İşte 8 Mart, tüm bu sorunları görünür kılmak, kadınların sesi olmak ve “Biz buradayız, varız ve eşitiz!” demek için bir araçtır.
Ticarileşme Gerçeği
Ancak şu da bir gerçek ki, bugün Kadınlar Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi özel günler, büyük ölçüde ticarileşmiştir. Çiçekçilerin, kuyumcuların, mağazaların en çok kazandığı günler haline gelmiştir. Bu durum, bu günlerin asıl anlamını ve ruhunu gölgelemekte, onları yüzeysel birer ritüele dönüştürmektedir.
Oysa bir kadına değer vermek için 8 Mart’ı beklemeye gerek yoktur. Bir anneyi hatırlamak için Anneler Günü’ne, sevdiğini hissettirmek için Sevgililer Günü’ne ihtiyaç yoktur. Gerçek değer, her gün gösterilen saygıda, sevgide ve anlayışta saklıdır.
Geleceğe Dair Bir Umut
Belki bir gün, kadınların erkeklerle her alanda fiilen ve hukuken tam eşitliğe kavuştuğu, kimsenin cinsiyeti yüzünden ayrımcılığa uğramadığı, şiddet görmediği, ötekileştirilmediği bir dünyada, 8 Mart gibi günlere gerçekten ihtiyaç kalmayacak. O zaman belki bu günler, sadece geçmişte verilen mücadeleleri andığımız tarihi birer sembol olarak kalacak.
Ama o gün gelene kadar, 8 Mart bir hatırlatıcı olarak var olmaya devam edecek. Kadınların sadece bir gün değil, her gün hatırlanması gerektiğini; onların hayatın her alanında, tarihin her döneminde var olduğunu ve var olmaya devam edeceğini haykıracak.
Kadınlar, insanlığın ana kaynağıdır. Onlar olmadan ne geçmiş, ne bugün, ne de yarın var olurdu. Bu yüzden, onlara sadece bir gün değil, her gün saygı duymak, değer vermek ve hak ettikleri eşitliği sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kadınlar her zaman vardı ve her zaman hayatımızda var olacak. Çünkü onlar, insanlığın ta kendisi.
Not: Bu makale, eşitlikçi bir bakış açısıyla, kadınların toplumdaki yerini ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamını sorgulayan, hem ideal olanı hem de mevcut gerçekliği harmanlayan bir perspektifle kaleme alınmıştır.
Haber Veriyoruz
Editoryal Destek . DP