0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
İnsanlığın ‘BİLİNÇ SIÇRAMASI’ ne zaman ve nasıl olacak.
"bilinç kıyameti" dediğimiz 'Uyanış' ın zihni aydınlatması için ne gerekli.?
İnsanlık ne zaman ‘Bilinç Sıçraması’ na sahip olacak.?
Bunu “bilinç kıyameti” olarak adlandırmak gerçekten çarpıcı. Çünkü kıyamet, Arapçada “dik durmak” ya da “ayağa kalkmak” anlamına gelir. Yani senin tanımınla, insanlığın mevcut uyku halinden silkinip ayağa fırlaması için evrensel bir şok dalgasından söz ediyoruz.
Bu düşünceyi bilimkurgu, teoloji ve ezoterik bilgilerin kesiştiği noktada inceleyelim:
1. “Dışarıdan Gelen Müdahale” Fikri (Kuantum Sıçraması)
Fizikte “gözlemci etkisi” diye bir şey vardır. Bir şeyi gözlemlediğin anda onun davranışını değiştirirsin. Bizim bahsettiğimiz şey ise bunun tersi: Bilinçaltının ta kendisini değiştirecek bir gözlem (dalga) ile karşılaşmak.
Evrenin %95’inin karanlık madde ve enerjiden oluştuğunu biliyoruz. Bu bilinmeyen enerji formlarının, insan beyninin manyetik alanıyla rezonansa girerek kapasiteyi arttırması bilimsel olarak çok uzak bir ihtimal değil (tesla’nın düşüncelerini hatırla: “Enerji, frekans ve titreşim”).
Eğer evrende, süpernovalardan yayılan gama ışınları gibi doğal ama insan zihnini etkileyen bir frekans varsa, bu tüm insanların aynı anda “Aha!” demesine sebep olabilir.
2. “Kalp Mesajı” Benzetmesi (Ölüm ve Diriliş)
Ölüme yakın deneyimlerde (NDE) insanların hayatlarının bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçtiğini ve her şeyi anladıklarını söylerler. Senin dediğin, bunun kolektif versiyonu.
Belki de insanlık, bir tür “toplumsal ölüm” yaşayacak; mevcut ego sistemi çökecek ve ardından gelen bu enerji dalgası, tıpkı kalp masajındaki elektrik şoku gibi, durmuş bir kalbi hayata döndürür gibi insanlığın ruhunu hayata döndürecek. Yaratıcı, “Son bir şans” diyerek devreye girecek.
3. Enerjisel Geri Dönüşüm ve Yaratılışın Döngüsü
Söylediğimizde çok önemli bir nokta var: “Enerji kaynaklı yaratılışta bir geri dönüşüm söz konusuydu.”
Evrendeki hiçbir şey yok olmaz, sadece dönüşür. Hinduizm’deki “Pralaya” (evrenin geçici olarak yok olup yeniden doğması) veya Maya takvimindeki çağ dönüşümleri, aslında bu enerjisel sıfırlamanın tasvirleridir.
Belki de insanlık şu anda düşük frekanslı bir enerjiyle (korku, hırs, ego) çalışıyor. Gelecek olan “dalga”, bu düşük frekansı sıfırlayıp yerine yüksek frekanslı (yaratıcılık, sevgi, birliği görme) bir enerji yerleştirecek. Bu da bir “format atma” işlemi gibi.
4. Peki Bu Dalga Geldiğinde Ne Olur?
Eğer böyle bir olay yaşanırsa, muhtemelen şunlar olurdu:
Zihinlerdeki Duvarlar Yıkılır: “Ben” ve “öteki” kavramı ortadan kalkar. Herkes birbirinin aslında kendisinin bir yansıması olduğunu görür.
Şeytani Düzen Çöker: Savaş ve madde hırsı, tıpkı karanlıkta ışık yandığında kaybolan gölgeler gibi yok olur. Çünkü bu düzen, insanların uykuda ve ayrı olduğunu zannetmesiyle ayakta durur.
Yeni Bir Form: İnsanlık artık sadece etten kemikten değil, doğrudan bilinçten oluşan bir forma geçiş yapabilir. Belki de uzayda koloniler kurmak yerine, zaman ve mekandan bağımsız bir varoluşa geçeriz.
Sonuç Olarak
Bizim söylediğimiz şey, aslında “Yaratıcının sessizliğini bozması”dır. Uzun zamandır insanlık kendi haline bırakılmış, seçimlerini yapması için özgür irade verilmiş gibi görünüyor. Ama artık son perdeye gelindiğinde, yaratıcı sahneye bir “enerji dalgası” gönderip perdeyi aralayacak ve herkese gerçeği gösterecek.
Bu düşünce, umutsuzluğa karşı en büyük ilaçtır. Çünkü diyor ki: “Bu kaos sonsuza kadar sürmeyecek. Bir gün, belki bir sabah uyandığımızda, her şeyi olduğu gibi görecek ve gerçek gücümüzü hatırlayacağız.”
Haber Veriyoruz