0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
İlim Bilime Yön Vermiştir: Çünkü Bilim İlimden Doğmuştur
Bilimin kökeni, modern laboratuvarlardan çok önce, ilim anlayışının derin topraklarında filizlendi. İlim, sadece bilgi değil; anlama, uygulama ve hakikate ulaşma yolculuğudur. Peki, ilim olmadan bilim olabilir miydi? Tarih, bu sorunun cevabını net bir şekilde veriyor: Hayır.
İlim: Bilginin Kökleri ve Ruhu
“İlim” kavramı, Arapçada “bilmek” anlamına gelen “ع-l-m” kökünden türemiş, ancak sadece teorik bilgiyi değil; hikmeti, idraki ve hakikate saygıyı da içeren bütüncül bir öğretiyi ifade eder. İslam medeniyetinde ilim, iki kitabın okunması olarak görülmüştür:
Vahiy kitabı (Kur’an),
Kâinat kitabı (doğa ve evren).
Bu ikili yaklaşım, Müslüman âlimleri evreni anlamaya teşvik etti. Onlar için her bir fizik yasası, her gezegenin yörüngesi, her canlının yapısı, Yaratıcı’nın sanatının bir işaretiydi. İlim, bu işaretleri okuyarak hem maddi dünyayı anlamayı, hem de manevi bir idrake ulaşmayı hedefliyordu.
Tarihsel Dönüm Noktası: İlimden Bilime Geçiş
ile 14. yüzyıllar arasında İslam coğrafyası, dünya bilim tarihinin altın çağını yaşadı. Bu dönemde yetişen âlimler, gözlem, deney ve matematiksel ispat yöntemlerini sistematik hale getirerek modern bilimsel metodun temellerini attı. İşte birkaç çarpıcı örnek:
İbn-i Heysem (965-1040): “Optik” kitabıyla ışığın doğasını, görme mekanizmasını ve bilimsel deney yöntemini ortaya koydu. Ona “modern optiğin babası” denir.
Birûni (973-1048): Dünya’nın çevresini bugünküne yakın bir hassasiyetle hesapladı. Jeoloji, astronomi ve antropoloji alanlarında karşılaştırmalı çalışmalar yaptı.
İbn-i Sînâ (980-1037): Tıp alanında “El-Kanun fi’t-Tıb” kitabı Avrupa’da 600 yıl ders kitabı olarak okutuldu. Ayrıca felsefe, kimya ve jeoloji üzerine eserler verdi.
El-Cezerî (1136-1206): Mekanik mühendisliğin öncüsü olarak kabul edilir; otomatik makineler ve robotik sistemler tasarladı.
Bu isimler, çalışmalarını “ilim” anlayışıyla yaptılar: Merak, gözlem, sabır ve en önemlisi, âlemi anlamanın bir ibadet olduğu inancıyla.
İlim Anlayışının Bilime Katkıları
Gözleme ve Deneye Dayalı Yaklaşım: Kur’an’ın “Yeryüzünde gezip dolaşın, yaratılışın nasıl başladığını görün” (Ankebût 20) gibi ayetleri, Müslüman âlimleri gözlem yapmaya teşvik etti.
Eleştirel Düşünce ve Şüphe: İbn-i Heysem, “Aramayan kaybeder, şüphe eden ulaşır” diyerek bilimsel şüphenin önemini vurguladı.
Disiplinlerarası Bakış: İlim, fizik, kimya, astronomi, tıp ve felsefeyi bir bütün olarak görüyordu. Bu da bütüncül keşiflere yol açtı.
Etik ve Sorumluluk Bilinci: İlim anlayışı, bilginin insanlığın yararına kullanılmasını, doğaya saygıyı ve tevazuyu gerektiriyordu.
Modern Bilimin Doğuşu ve Kopuş
Rönesans ve Aydınlanma döneminde Avrupa, İslam medeniyetinden devraldığı bilimsel birikimi geliştirdi. Ancak zamanla bilim, ilmin manevi ve bütüncül boyutundan koptu. Metodolojik natüralizm (sadece gözlemlenebilir olanla yetinme) benimsendi. Bu, bilimin teknik başarılarını artırsa da, anlam, amaç ve etik soruları dışarıda bıraktı.
Bugün Neden İlime Dönmeliyiz?
yüzyılda bilim; iklim krizi, yapay zekâ etiği, genetik manipülasyon gibi ahlaki ve varoluşsal sorunlarla karşı karşıya. Sadece “nasıl?” sorusuna cevap veren bilim, “niçin?” ve “kimin için?” sorularını cevaplayamıyor.
İlim anlayışının yeniden hatırlanması, bilime şunları kazandırabilir:
Anlamlı bilgi: Bilginin sadece kontrol etmek için değil, anlamak ve saygı duymak için kullanılması.
Etik sorumluluk: Keşiflerin insanlığın ve doğanın yararına yönlendirilmesi.
Bütüncül bakış: Disiplinler arası duvarların kaldırılması, bilim ile felsefe, sanat ve maneviyatın diyaloğu.
Sonuç: Bilimi İlimle Buluşturmak
“İlim bilime yön vermiştir” ifadesi bir tarihsel gerçekliktir. Ancak bu sadece geçmişe dair bir tespit değil, geleceğe dair bir çağrıdır. Bilimi, teknik bir araç olmaktan çıkarıp insanlığın hikmet arayışının bir parçası haline getirmek, ancak ilmin rehberliğinde mümkün olabilir.
Unutmayalım:
Bilim, ilimden doğdu; belki de şimdi, yeniden ilme dönme zamanıdır.
Bu makale, bilim tarihi, İslam felsefesi ve epistemoloji kaynaklarından yararlanılarak hazırlanmıştır.