Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Hukukun Üstünlüğü Nerede?

Zamanında Tecelli Etmeyen Adalet, Adalet Sayılmaz

ÖZEL HABER / ANALİZ

Günümüzde tüketici hakları, sadece kağıt üzerinde kalan maddelerden mi ibaret, yoksa vatandaşın sığınacağı güvenli bir liman mı? Bursa’dan yola çıkıp adalet arayan bir vatandaşın hikayesi, Türk hukuk sistemindeki hantallığı ve “geciken adaletin” yarattığı ağır tahribatı bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bilirkişi “Haklı” Diyor, Sistem “Bekle” Diyor

Garanti kapsamında olan, kaskosu ve sigortası tam, fabrikasyon hatalı olduğu bilirkişi raporuyla tescillenmiş bir ürün için başlatılan hukuk mücadelesi tam 4 celsedir sonuçlanmıyor. 10 Nisan’da yapılacak olan 5. celse öncesinde dosya, hukuki bir labirentin içine hapsedilmiş durumda. Davacı vatandaşın cebinden çıkan yaklaşık 20 bin TL’lik masraf ve harcanan mesai, “hak arama hürriyeti”nin bedelinin ne kadar ağır olduğunu gösteriyor.

Hukuki Dayanaklar Görmezden mi Geliniyor?

Dosyada sunulan deliller ve mevzuat aslında oldukça net. Davanın temelini oluşturan hukuki dayanaklar şunlar:

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun: Ayıplı malın iadesi ve tüketicinin korunması esastır.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu & 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu: Sözleşmeye aykırılık ve kusurlu ifa net bir şekilde tanımlanmıştır.

HMK ve İlgili Mevzuat: Yargılamanın usul ekonomisine uygun, hızlı yürütülmesi emredilir.

İnsan Hakları Beyannamesi Madde 25 ve Sosyal Güvenlik

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. maddesi, her insanın kendisi ve ailesi için sağlığını ve refahını sağlayacak uygun bir yaşam düzeyine hakkı olduğunu, işsizlik, hastalık ve sakatlık gibi hallerde sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu vurgular. Kişinin emeğiyle kazandığı ve refahı için edindiği bir malın, üretim hatası nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi ve bu mağduriyetin yıllarca sürmesi, kişinin yaşam kalitesine ve mülkiyet hakkına doğrudan bir saldırıdır. Adalet sistemi, bireyi bu mağduriyetten kurtarmak yerine süreci uzatarak refah düzeyini aşağı çekmektedir.

Sonuç: Adalet mi, Bürokrasi mi?

Yapılan başvurular, ödenen harçlar ve sunulan somut delillere rağmen yargının kaplumbağa hızıyla ilerlemesi, toplumdaki adalet duygusunu zedelemektedir. Unutulmamalıdır ki; mülkün temeli olan adalet, ancak zamanında tecelli ettiğinde anlam kazanır. 10 Nisan’daki duruşma sadece bir “ayıplı mal” davası değil, hukukun üstünlüğünün sınandığı bir sınav olacaktır.

Kaynak. Mehmet Arkın Gürbüz
Haber Veriyoruz