Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Hindistan’da Kezzap Kurbanlarının 20 Yıllık Adalet Mücadelesi: Bir Hukuk Faciası

20 Yıl Bekleyen Adalet: Hindistan'da Kezzap Kurbanları "Milli Utanç" Olarak Nitelendirilen Hukuk Skandalıyla Yüzleşiyor

1

📢 20 Yıl Bekleyen Adalet: Hindistan’da Kezzap Kurbanları “Milli Utanç” Olarak Nitelendirilen Hukuk Skandalıyla Yüzleşiyor

“Bu Nasıl Bir Şeytani Düzen?”

Hindistan’da 2006 yılında kezzap saldırısına uğrayan Shaheen Malik, tam 20 yıl boyunca adalet arayışında bekletildi. Davası yerel mahkemede düştü, sanıklar beraat etti ve o, tüm bu süreçte hem fiziksel yaralarıyla hem de sisteme karşı verdiği mücadeleyle baş başa kaldı .

Bu sadece bir kişinin hikayesi değil. Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin 9 Mart 2026’da verdiği karara göre, ülkede kezzap davalarının %88’i hâlâ sonuçlanmamış durumda . Sadece Batı Bengal’de 160’a yakın dava yıllardır sürüncemede . Yüksek Mahkeme bu tabloyu “milli utanç” ve “adalet sistemiyle alay etmek” olarak nitelendirdi .

İşte bu şeytani düzenin insanlık dışı boyutları…

📊 Rakamlarla Vahamet Tablosu
Gösterge Veri Kaynak
Shaheen Malik’in bekleme süresi 20 yıl (2006-2026)
Hindistan’da yıllık tahmini saldırı ~1.000 vaka (resmi rakam 207)
Batı Bengal’de sürüncemede kalan dava 160’a yakın
Uttar Pradeş’te bekleyen dava 198 (Ocak 2026 itibarıyla)
Gujarat’ta bekleyen dava 114
Toplam davaların hâlâ bekleme oranı %88

2023’te sonuçlanan dava sayısı 703 davanın sadece 16’sında mahkumiyet

🔍 Sistemin 20 Yıldır Çözemediği Sorunlar

1. Yargısal Gecikmeler: Adalet Beklemek İşkenceye Dönüşüyor

Shaheen Malik’in davası 20 yıl sürdü ve yerel mahkeme tüm sanıkları beraat ettirdi . Bu sadece bir istisna değil. Hindistan’da kezzap davalarının büyük çoğunluğu yıllarca sürüncemede kalıyor ve deliller zamanla kayboluyor, tanıklar susuyor, mağdurlar tükeniyor.

Yüksek Mahkeme Başyargıcı Surya Kant, Şubat 2026’da yaptığı açıklamada bu durumu “adaletin rehin alınması” olarak tanımladı . Çünkü dava sürerken saldırganlar özgürce dolaşırken, kurbanlar travmalarını her gün yeniden yaşıyor.

2. Delil Yetersizliği Kıskacı: Sistem Kurbanı Cezalandırıyor

Delhi’de görülen başka bir davada (2015 saldırısı, 2026’da sonuçlandı), mahkeme sanıkları beraat ettirirken şu gerekçeleri sıraladı :
FIR’ın 16 gün gecikmeyle kaydedilmesi (saldırı 5 Kasım’da oldu, kayıt 21 Kasım’da)
Olay yerinde asit izi bulunamaması
Mağdurun kıyafetlerinde asit lekesi tespit edilememesi
Tanık ifadelerinde çelişkiler

Yani sistem, şoku atlatmaya çalışan, belki de tehdit edilen bir mağdurun hemen polise gitmemesini delil yetersizliği sayıyor ve saldırganı serbest bırakıyor.

3. Asit Satışının Denetimsizliği: Suç Aleti Pazar Yerinde Satılıyor

Hindistan Yüksek Mahkemesi 2013’te Laxmi v. Union of India davasında asit satışının sıkı kurallara bağlanmasını emretti . Buna göre: Asit satın alanlar kimlik göstermek zorunda, Satıcılar alıcı bilgilerini kayıt altına almakla yükümlü Ancak bu kurallar büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldı . Özellikle tekstil, kauçuk ve kimya endüstrisinin yoğun olduğu bölgelerde asite erişim hâlâ çok kolay. Allahabad Yüksek Mahkemesi, on yıldır bekleyen bir kamu davasında, asit düzenlemelerinin hâlâ uygulanmadığını tespit etti .

4. Tazminat ve Rehabilitasyon: “Hayırseverlik” Kılıfına Sıkışmış Haklar

Yüksek Mahkeme, kezzap kurbanlarına asgari 3 lakh rupi (yaklaşık 3.600 dolar) tazminat ödenmesini zorunlu kıldı . Ancak: Bu tazminatların ödenmesi yıllar sürebiliyor, Miktar, ömür boyu sürecek tedaviler için yetersiz. Kurbanlar genellikle bu paraya ulaşmak için yeniden hukuk mücadelesi vermek zorunda kalıyor

Allahabad Yüksek Mahkemesi, Uttar Pradeş hükümetini on yılı aşkın süredir tazminat ödenmemesi nedeniyle kınadı ve bu durumu “anayasal yükümlülüklerin ihlali” olarak nitelendirdi .

5. İstihdam ve Topluma Kazandırma: Sıfır Politika

Yüksek Mahkeme’nin Mart 2026’da eyalet hükümetlerine yönelttiği soru çarpıcıydı :
“Kezzap kurbanlarının devlet dairelerinde veya devlet kontrolündeki sektörlerde istihdam edilmesi için neden bir rehabilitasyon programı oluşturulmadı?”

Cevap: Çünkü sistem, kurbanları görmezden gelmeyi tercih ediyor. Fiziksel olarak yaralanan, toplumdan dışlanan, psikolojik travma yaşayan insanlar, bir de işsizlik ve yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılıyor.

🗣️ Mağdurun Sesi: Shaheen Malik’in Çığlığı

Shaheen Malik, 2006’da saldırıya uğradığında henüz genç bir kadındı. 20 yıl sonra, Yüksek Mahkeme’de konuşurken şunları söyledi :

“Benim davam hâlâ sonuçlanmadı. Ama artık sadece kendim için değil, tüm kezzap kurbanları için savaşıyorum.”

Malik’in davası yerel mahkemede düştü. Şimdi Delhi Yüksek Mahkemesi’nde itiraz süreci devam ediyor. Yüksek Mahkeme Başyargıcı Surya Kant, ünlü hukukçu Siddharth Luthra’yı bizzat arayarak Malik’i ücretsiz temsil etmesini rica etti . Luthra kabul etti. Ama bu jest, 20 yıllık acıyı silemez.

📜 Hukuki Altyapı Var, Uygulama Yok

Hindistan’da kezzap saldırılarıyla ilgili yasalar aslında kâğıt üzerinde güçlü :
Bharatiya Nyaya Sanhita (2023), Madde 124: Kezzap saldırısına minimum 10 yıl, ömür boyu hapis cezası öngörüyor
NALSA (2016): Mağdurlara öncelikli hukuki yardım sağlanmasını emrediyor.
Laxmi v. Union of India (2013): Asit satışının düzenlenmesi, ücretsiz tedavi ve asgari tazminatı zorunlu kılıyor

Ancak uzmanların vurguladığı gibi, yasal metinler kurumsal kapasiteye dönüşmedi . Mahkemeler defalarca müdahale etmek zorunda kalıyor çünkü yürütme organı görevini yapmıyor. Bu, “kurumsal amnezi” veya “açık itaatsizlik” olarak nitelendiriliyor .

🌍 Uluslararası Karşılaştırma: Bangladeş Modeli

Hindistan’ın bu tablosu, Bangladeş’le kıyaslandığında daha da vahim görünüyor : Bangladeş (2002’den beri): Asit satan dükkânlar 30 gün içinde kapatılıyor, kamu bilinçlendirme kampanyaları yürütülüyor. Sonuç: Yıllık vaka sayısı 494’ten 13’e düştü (2024 itibarıyla).

Hindistan: Aynı dönemde vaka sayıları hâlâ yüzlerle ifade ediliyor ve %88 dava sürüncemede.

Bangladesh Acid Survivors Foundation’ın modeli, önleme ve hızlı müdahale üzerine kurulu. Hindistan ise hâlâ davaların yıllarca sürüncemede kalmasını konuşuyor.

🎯 Sonuç: Bu Düzen Yıkılmalı

Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin 2026 kararları umut verici: Zaman çizelgeleri belirleniyor, devlet işlerinde öncelik tanınıyor, geçim ödeneği sağlanıyor, “kezzap içirilen” mağdurlar da yasal koruma kapsamına alınıyor .

Ama tüm bunlar, Shaheen Malik’in 20 yılını alan bir mücadelenin ürünü. Ve hâlâ, Batı Bengal’de 160 dava bekliyor. Uttar Pradeş’te 198 dava sürüyor. Binlerce mağdur, adalet umuduyla yaşıyor.

Başyargıç Surya Kant’ın sözleriyle :
“Geciken adalet, adaletin inkârından çok daha kötü; adaletin rehin alınmasıdır.”

Bu şeytani düzen, insanların yüzüne kezzap atılmasına göz yuman, sonra da mağdurları 20 yıl mahkeme kapılarında bekletip “delil yetersiz” diyerek saldırganları serbest bırakan bir sistemdir. Ve bu sistem, derhal yıkılmalıdır.

📌 Ne Yapılabilir?

Uzmanların önerileri : İspat yükünün tersine çevrilmesi: Dowry death davalarında olduğu gibi, kezzap davalarında da sanık masumiyetini kanıtlamak zorunda kalmalı. Hızlı mahkemeler: Kezzap davaları için özel hızlı mahkemeler kurulmalı. Mal varlığına el konulması: Mahkûm olan saldırganların mal varlıkları mağdurlara tazminat olarak verilmeli. Asit satışının tamamen yasaklanması: Bangladeş modeli uygulanmalı. Engelli hakları kapsamının genişletilmesi: Kezzap mağdurları otomatik olarak engelli statüsünde değerlendirilmeli

“Bir medeniyetin gerçek ölçüsü, en yaralı üyelerine nasıl davrandığıdır.”

Hindistan’da 20 yıldır adalet bekleyen binlerce kezzap kurbanı, bu sınavdan geçemeyen bir sistemin sessiz tanıklarıdır.

Kaynak. DP
Haber Veriyoruz