0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Haberin Doğru ya da Yalan Olması Artık Fark Yaratmıyor
Çünkü Adalet Mekanizması İşlemiyor
Haberin Doğru ya da Yalan Olması Artık Fark Yaratmıyor
Çünkü Adalet Mekanizması İşlemiyor
Köşe Yazısı | HaberVeriyoruz
Bir haberi okurken artık ilk sorumuz şu değil: “Bu doğru mu?”
Asıl soru şuna dönüştü: “Zaten doğru olsa ne değişecek?”
İşte bu soru, bir toplumun adaletle bağının koptuğu yeri gösterir. Delil Varken Ne Oldu?
Yıllarca bize şunu öğrettiler: Delil olmadan inanma. Şahit olmadan konuşma. Evrak olmadan suçlama.
Peki soralım: Delil varken ne oldu?
– Uluslararası belgeler yayımlandı.
– Ses kayıtları çıktı.
– Kamera görüntüleri servis edildi.
– İtiraflar ekranlara düştü.
– Dosyalar kalınlaştı, klasörler doldu.
Sonuç?
Hiçbir şey.
Bu noktada toplum şunu fark etti: Delil, adalet üretmiyorsa delil kutsallığını kaybeder.Sokaktaki Vatandaşın Bildiği Gerçek. Sokaktaki insan artık akademik tartışmalar yapmıyor.
Hayatın içinden öğrendiği birkaç basit kural var: Güçlüysen yargılanmazsın, Zenginsen süreç uzar, Bağlantın varsa dosya kaybolur. Adın büyükse suç “iddia” olur.
Bu yüzden bir haber yalan da olsa, insanlar şunu düşünüyor: “Büyük ihtimalle bir yerinde gerçek vardır.” Çünkü gerçek, defalarca örtüldü. Ve örtülen gerçekler, yalanlara alan açtı.
Yalan Haberi Doğru Kabul Etmek Ahlaksızlık mı? Hayır. Bu bir ahlaksızlık değil, çaresizliğin ürettiği bir refleks.
Eğer adalet mekanizması çalışsaydı: Yalan haber ayıklanırdı. Doğru haber korunurdu. İftira cezasız kalmazdı, Suçlu hesap verirdi. Ama adalet işlemeyince denge tersine döndü.
Bugün toplum şunu diyor: Yalan da olsa inanırım, çünkü doğru olanlar zaten cezasız kaldı.” Bu bir tercihten çok, sistemin öğrettiği bir davranış. Adaletin Kapısı Açılmayınca… Bir insan adaletin kapısını defalarca çalar:
Delille gider, Şahitle gider, Evrakla gider, Kapı açılmaz. Bir süre sonra ne olur? insan kapıyı çalmayı bırakır.Duvara vurmaya başlar.Yalan haber, işte bu duvara vurulan yumruktur. Yanlıştır. Çirkindir. Ama sessizliğe karşı atılmış bir çığlıktır.
Asıl Tehlike Nerede? Asıl tehlike yalan haber değil.
Asıl tehlike şudur: Gerçeğin, yalandan daha etkisiz hale gelmesi.
Bir ülkede:Doğru haber yankı bulmuyorsa, Delil korkutmuyorsa, Şahit susturuluyorsa orada “bilgi kirliliği” değil, adalet iflası vardır. Bu Bir İnanç Değil, Bir Deney Sonucu.
İnsanlar her şeye inanıyor değil. İnsanlar defalarca denedi ve sonuç alamadı.
Bu yüzden bugün biri çıkıp şunu diyorsa: “Delil olsa da olmasa da inanıyorum”, Bu cehalet değildir.Bu, çalışmayan bir sisteme karşı geliştirilmiş psikolojik bağışıklıktır.
Adalet işlemediğinde: Doğru ile yalan arasındaki farkı, Mahkemeler değil, Vicdan belirler. Ve vicdan, uzun süre adaletsizlik gördüğünde şunu söyler: “Bana doğruyu değil, beni koruyacak gerçeği ver.”
Mehmet Arkın Gürbüz
HaberVeriyoruz