Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Gözlerimiz bizi aldatıyor olabilir…

Gerçeği algılamak.

6.971

Göz Gördüğüne Aldanır; Gerçek Olan Görülmeyendir

İnsan, dünyaya gözlerini açarak başlıyor olabilir; fakat hayatın hakikati, gözler kapandığında ortaya çıkan gerçeğin çok daha ağır bastığını gösterir. Gözle görmek, yalnızca geçici bir bedenin dünyayı algılama biçimidir. Bu yüzden, gözün gördüğü ile yaşamak çoğu zaman büyük bir aldanıştır. Çünkü göz, varlığın yüzeyini okur; derinliğini değil.

Eğer bir yaratıcı varsa —ki var olduğunu her nefeste hissederiz— ve biz O’nu göremiyorsak, bu görememe hali aslında yokluk değil, daha yüksek bir anlamın kapısıdır. Görmediğimiz için inkâr etmeyiz; aksine görmediğimiz için düşünmeye başlarız. Çünkü gerçek, çoğu zaman görünenden değil, görünmeyenden beslenir.

Peki gerçeği gören nedir?
Eğer bedenimizdeki gözler hakikati tam olarak göremiyorsa, o zaman gördükleri şey nedir? Yalnızca geçici bir yaşam formunun bize sunduğu sınırlı bir algı mı? Yoksa asıl görmememiz gereken bir perde mi var? Bu perdenin nedeni, yaşamın geçiciliği olabilir… fakat daha yüksek bir ihtimal vardır:

Bizi yoktan var edenin kudretini anlayabilmemiz ve O’nun bize verdiği değeri idrak edebilmemiz için göz yeterli değildir.

O’na yakınlaşmamızı sağlayacak şey ne gözümüzdür, ne kulağımız, ne de bedenimiz.
Yaklaşmayı sağlayan: algı, sezgi, idrak ve düşüncenin derinliğidir.
Uzaklaştıran ise: nankörlük, bilinçsizlik ve hakikati inkâr eden bir yaşam tarzıdır.

O halde soru şudur:

Gördüğümüz gerçek değilse, gerçek olan göremediklerimiz midir?

Belki de düşünmek, hakikate atılan ilk adımdır. Çünkü düşünce, görünmeyeni görünür kılar; gözle değil, bilinçle görmemizi sağlar. Bu nedenle gözlerin gördüğü şey çoğu zaman yalnızca aldatıcı bir formdur. İnsan, sadece gözleriyle yaşadığında, varlığın en yüzeysel katmanında sıkışır kalır.

Fakat gözün ötesine geçebilenler için…
Hakikat, görünmeyenin içinden yükselir.

Enable Notifications OK No thanks