0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Gösterilene inanan, söylenene itaat eden insanlığın anatomisi
Çağın Vebası...
ÇAĞIN VEBASI
Gösterilene inanan, söylenene itaat eden insanlığın anatomisi
Yaratıcının Bize Verdiği Gerçek Hayat Formu Nerede?
Çağın en büyük yanılgısı, yaşadığımız krizi bir virüsle, bir hastalıkla ya da biyolojik bir tehditle açıklamaya çalışmaktır. Oysa çağın gerçek vebası görünmezdir; mikroskopla değil, bilinçle fark edilir.
Bu veba; gösterilene inanmak, söylenene göre hareket etmek ve en tehlikelisi, sorgulamadan itaat etmektir.
Bir yüzyıla tanıklık ediyoruz. Ne geçmişi gerçekten aydınlık, ne de geleceği umut verici…
“Aydınlanmış çağ” olarak sunulan bu dönem, aslında insanın kendi özünden koparıldığı, karanlık bir dönüşüm sürecidir.
Tüm virüsleri bir kenara bıraktım. Tüm hastalıkları geçtim. Hatta cehaleti bile denklemden çıkardım. Geriye kalan gerçek şuydu: İnsan, kendisine Yaratıcı tarafından verilen gerçek hayat formundan uzaklaştırılmıştır.
İtaat Eden Akıl: Düşünmenin Yerine Geçen Konfor.
Bugünün insanı düşünmüyor; düşünmesi istenilen kadar düşünüyor.
Sorgulamıyor; kendisine sunulan seçenekler arasından “doğru” olanı seçtiğini sanıyor.
İtaat artık kaba bir baskı değil. İtaat; konforla, korkuyla ve alışkanlıkla öğretiliyor. Düşünmek yorucu, itaat etmek rahat.
Bu yüzden akıl; hakikati arayan bir pusula olmaktan çıkıp, verilen talimatları uygulayan bir araca dönüştü.
Gösterilen Gerçek mi, İnşa Edilen Algı mı?
İnsan artık gerçeği yaşamıyor, kendisine gösterilen bir gerçeği izliyor.
Ne düşüneceğini, neden korkacağını, neyi savunacağını, hatta neye üzüleceğini bile başkaları belirliyor.
Algı, hakikatin önüne geçti. Görüntü, anlamın yerini aldı. Ve tekrar edilen her şey, doğru sanılmaya başlandı.
Oysa gerçek; sessizdir, derindir, rahatsız eder. Algı ise gürültülüdür, yüzeyseldir ve rahatlatır.
Beden Sağ, Ruh Hasta: Modern İnsan Paradoksu
Bugün beden hiç olmadığı kadar korunuyor. Ama ruh hiç olmadığı kadar ihmal ediliyor.
İnsan; ne yediğini, kaç adım attığını, hangi ilacı kullandığını biliyor… Ama neye inandığını, neden yaşadığını, neyi kaybettiğini bilmiyor.
Beden sağlıklı olabilir. Ama ruh hasta olduğunda, insan sadece yaşar gibi yapar.
Korku ile Terbiye Edilen Toplumlar.
Korku, çağın en etkili yönetim aracıdır. Güvenlik söylemleri, kriz senaryoları, sürekli tehdit dili…
İnsan korktukça sorgulamaktan vazgeçer. Korktukça özgürlüğünden kendi rızasıyla vazgeçer. Ve korktukça, kendisine sunulan her şeye razı olur.
Bu yüzden çağın vebası hızla yayılır. Çünkü korku bulaşıcıdır.
‘Sick People’ Kim? Tanımı Kim Yapıyor?
Bu çağda hasta ilan edilenler kimler?
Soranlar. İtiraz edenler. Kalabalığın dışında düşünenler. Onlara “uyumsuz”, “tehlikeli”, “hasta” denir. Oysa gerçek hastalık; sorgulamayan, korkuyla yönlendirilen ve gösterileni mutlak gerçek sanan bilinçtir.
“Sick People” diye damgalananlar değil, hakikati görmemek için direnenler hastadır.
Uyanış: Gerçek Forma Dönüş Mümkün mü?
Uyanış, bir günde olmaz. Bir çağrıyla da başlamaz.
Uyanış; insanın kendisine şu soruyu sormasıyla başlar: “Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa bana öğretilen bir hayatı mı tekrar ediyorum?” Zaman bittiğinde —yani senin için zaman durduğunda— hangi virüslerin bedenini değil, hangi düşüncelerin ruhunu ele geçirdiğini göreceksin.
İşte o an anlayacaksın: Çağın vebası bedende değil, bilinçtedir.
Bu vebadan kurtuluş; itaati reddetmekle, korkuyla yüzleşmekle ve hakikati aramayı göze almakla mümkündür.
Hadi uyan… Ruhun, sana Yaratıcı tarafından verilen gerçek hayat formunu hâlâ hatırlıyor.
Haber Veriyoruz