Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Görünmeyen Hücre, Gönüllü Mahkûmiyet ve Kaçınılmaz Çözülme

Bu hücre fiziksel değil; dijital, zihinsel ve davranışsal bir alandır.

65.480

Görünmeyen Hücre, Gönüllü Mahkûmiyet ve Kaçınılmaz Çözülme

İnsanlık uzun zamandır ağır bir kontrol mekanizmasının içinde yaşıyor. Bu yeni kurulmuş bir düzen değil; adım adım, sabırla ve büyük bir zekâyla inşa edilmiş bir yapı. Bugün teknolojiyi kullanan her birey, farkında olsun ya da olmasın, bu yapının içindeki bir hücrenin sakini hâline gelmiş durumda.

Bu hücre fiziksel değil; dijital, zihinsel ve davranışsal bir alandır.

İçinde her şey vardır: Nereye gittiğin, kimlerle konuştuğun, neyi sevdiğin, neye öfkelendiğin, ne zaman sustuğun, hatta zamanla ne düşüneceğin bile.

Bu hücreden çıkış yoktur; çünkü kapısı dışarıdan kilitli değildir. Kapı içeridedir ve insan, anahtarı elinde tuttuğunu bilmez.

Bu durum Matrix’in fiziksel bir versiyonu gibidir. Ancak filmde insanlar uyutulmuştu; bugün ise insanlar uyanmak istemiyor. Çünkü uyanmak, konfordan vazgeçmeyi gerektirir.

Kontrol mekanizmasının fark edilmemesi için sosyal ağlar kuruldu. Sosyal medya, özgürlük alanı gibi sunuldu ama gerçekte sistemin en verimli aracı hâline geldi. İnsanlar zorlanmadı; tam tersine teşvik edildi. Kendilerini anlatmaları, paylaşmaları, ifşa etmeleri istendi. Ve insanlar bunu gönüllü olarak yaptı.

Böylece kontrol derinleşti.
Bilgi hızlandı.
Veri çoğaldı.
İnsan davranışı tahmin edilebilir, yönlendirilebilir ve pazarlanabilir hâle geldi.

Bugün buna “veri ekonomisi” deniyor. Gerçekte ise olan şey şudur: İnsan, meta hâline getirildi.

Bu süreçte hakikat bastırıldı. Doğrudan yasaklanmadı; bu çok dikkat çekerdi. Bunun yerine gürültü üretildi. Herkes konuşur hâle getirildi ama kimse derinleşemez oldu. Sosyal ağlar bağ kurmadı; dikkati dağıttı. Tepkiyi hızlandırdı ama bilinci yüzeyselleştirdi.

İnsanlar konuştuklarını sandı, oysa sadece ses çıkardılar.

Bu yüzden hakikat yayılmadı. Bu yüzden insan hakları bir vitrin süsüne dönüştü. Var gibi gösterildi ama içi boşaltıldı.

Haklar, sistem için yalnızca şu durumlarda geçerlidir: Sistem tehdit altında değilse.

Bir kriz anında, bir çıkar çatışmasında ya da kontrol zayıfladığında, en hızlı askıya alınan şey hep hakikat ve haklar oldu. Çünkü hakikat, kontrol edilemeyen bir değişkendir.

Burada önemli bir yanılgı var: “Kimse bunun farkında değil” düşüncesi.

Hayır. Farkında olanlar var. Azlar. Ama varlar.

Sorun şu ki sistem herkesi susturmaz. Daha etkili bir yöntem kullanır: yalnızlaştırır.

Farkında olanları birbirine ulaştırmaz. Her birini kendi hücresinde “tek başına” hissettirir. Böylece çoğalabilecek bir bilinç, dağınık kalır. Ancak sistemin hesaba katmadığı bir şey var.

Enerji.

Düşünce, bilinç, sezgi ve anlam arayışı birer enerjidir. Ve enerji, baskılanabilir ama tamamen kontrol edilemez. Tarih boyunca kurulan her büyük sistem, en güçlü olduğu anda görünmeyen bir kırılma yaşadı. Çünkü insan sadece biyolojik bir varlık değildir; anlam arayan bir varlıktır.

Bilim ve teknoloji bu enerjiyi ölçebilir, yönlendirmeye çalışabilir ama sonsuza kadar hapsedemez. Bu düzeni kuranlar, bir gün bunu net şekilde fark ettiklerinde şunu görecekler:

Yüzyıllardır yapılan tüm hesaplar, tüm mühendislikler ve tüm kontrol planları aslında geçiciydi.

Çünkü hakikat, bastırıldığında yok olmaz. Sadece zaman biriktirir. Ve zamanı dolduğunda, kendine mutlaka bir yol bulur.

Enable Notifications OK No thanks