Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Epstein;Türkiye Bağlantılı İddialar ve Siyasi Gündem

Türkiye bağlantılarına dair bilinenler, bilinmeyenler ve üzerinde en çak konuşulan iddialar:

0

Türkiye Bağlantılı İddialar ve Siyasi Gündem

Son yayınlanan belgeler ve uluslararası yankıları, Türkiye’de de siyasi bir depreme yol açtı. En somut gelişme, CHP’li Namık Tan’ın ve diğer muhalefet milletvekillerinin bu iddiaları TBMM gündemine taşıması oldu .

İşte üzerinde en çok durulan ve halen netlik kazanmamış 3 ana başlık:

Antalya’daki Otel ve Şüpheli Ölüm İddiası: Belgelerde, reşit olmayan kız çocuklarının “masaj eğitimi” gibi gerekçelerle Antalya’da bulunan Rixos Otel’e getirildiği aktarılıyor . CHP’li Tan’ın önergesinde bu iddianın hemen dikkat çektiği bir nokta var: Yazışmaların işaret ettiği tarihte, aynı otelde staj yaptığı belirtilen bir çocuğun şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiği ve olay sonrası cep telefonuna ulaşılamadığına dair ulusal basında haberler çıktığı hatırlatılıyor . Bu iki olgunun yer ve zaman açısından çakışması, kamuoyunda ciddi soru işaretleri yaratmış durumda.

İhlas Holding CEO’su ile Ghislaine Maxwell Yazışmaları: Belgelerde adı geçen en kritik Türk isimlerden biri, İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahit Ören. İddiaya göre, Epstein’in suç ortağı ve sabıkalı Ghislaine Maxwell ile Ören arasında yazışmalar bulunuyor . Bu yazışmaların içeriği, kapsamı ve hangi bağlamda gerçekleştiği ise henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Bu durum, “Bu yazışmalar neden gizleniyor?” sorusunu akıllara getiriyor.

Türkiye’den Çocuk Kaçırıldığı İddiası: Dosyayla ilgili en ağır iddia ise Epstein’in suç örgütünün Türkiye’den de çocuk kaçırarak yurtdışına çıkardığı yönünde . İyi Partili Turhan Çömez’in daha önce gündeme getirdiği, “Türkiye’den küçük kız çocuklarının istismar adasına götürüldüğü ve çocukların İngilizce bilmedikleri için zorluk çektikleri” bilgisi de bu iddiayı güçlendiriyor.

⚖️ Hukuki Süreç: Soruşturmalar ve Takipsizlik Kararları

Bu iddiaların hukuki zeminde ne kadar ilerlediği de ayrı bir tartışma konusu.

Ankara Başsavcılığı’nın Yeni Soruşturması (2026): Tüm bu iddialar üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Aralık 2025’te bir soruşturma başlattı . Kaynaklar, başsavcılığın ABD’nin yayınladığı yaklaşık üç milyon belge içerisinde Türkiye ile ilgili bölümlere dair araştırma yürüttüğünü bildiriyor . Bu, resmî makamların konuyu tamamen görmezden gelmediğini gösteriyor.

İlk Suç Duyurusuna Takipsizlik: Ancak işin “örtpas” kısmına ışık tutan asıl gelişme, bu yeni soruşturmadan önce yaşandı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin 16 Ocak 2024’te yaptığı suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Haziran 2025’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi . Takipsizlik kararının gerekçesi, “atılı suçların Türkiye’de işlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı”ydi . Dernek avukatları ise soruşturmanın çok dar tutulduğunu, sadece ismi geçen bir kişiyle sınırlı kalındığını ve dosyanın kapatılmasının “cezasızlık riski” oluşturduğunu belirterek karara itiraz edeceklerini açıkladı .

🧐 Peki “Örtpas” Ediliyor mu?

Evet, özellikle bu son takipsizlik kararı ve muhalefetin sorularına verilmeyen yanıtlar, bu algıyı kuvvetlendiriyor. Ancak resmî bir “örtbas”tan ziyade, şu an için durumu “bilinmezlik ve cevaplanmamış sorular yumağı” olarak tanımlamak daha doğru olabilir.

Siyasi İrade ve Şeffaflık Talebi: Muhalefet, İçişleri Bakanlığı’nın bu iddialarla ilgili bugüne kadar herhangi bir inceleme yapıp yapmadığını, Antalya’daki ölüm olayının aydınlatılıp aydınlatılmadığını ve Maxwell-Ören yazışmaları hakkında bilgi sahibi olup olmadığını soruyor . Bu soruların havada kalması, “örtbas” iddialarını besliyor.

Dezenformasyon İddiası: Öte yandan, daha önce İletişim Başkanlığı, Epstein’la ilgili paylaşımlara erişim engeli getirildiği iddiasını yalanlamış ve bunu “dezenformasyon” olarak nitelendirmişti . Bu da konunun bir “manipülasyon” aracına dönüştürülmek istendiği yorumlarına yol açıyor.

Sonuç olarak, ortada ciddi iddialar, başlatılıp durdurulan soruşturmalar ve cevap bekleyen onlarca soru var. Bu durum, dosyanın Türkiye ayağında “örtbas” kokusunun hiç de yabana atılır gibi olmadığını gösteriyor.

Kaynak DP.
Haber Veriyoruz