0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
‘Edinilmiş özgürlük’ mü? Yoksa ‘Kontrollü özgürlük’ mü?
Ekonomi ile daraltılan ve bir kafese konulan hayat
Ekonomi ile Daraltılan ve Bir Kafese Konulan Hayat
Hazırlayan: Mehmet Arkın Gürbüz – HABERVERİYORUZ.COM
Türkiye’de kuruşun ortadan kaldırılması ve 200 TL’nin hâlâ en büyük banknot olarak kalması, yüzeyde bir para politikası gibi görünse de, gerçekte toplumun ekonomik açıdan daraltıldığı ve bir “deney alanına” çevrildiği gerçeğini ortaya koyuyor.
Bu, sadece bir finansal düzenleme değil; aynı zamanda bireyin alım gücünü, yaşam standardını ve özgürlük hissini etkileyen, toplumsal bir “pres” politikasıdır.
Ekonomik Deneyin Anatomisi
Kuruşun ortadan kalkması, enflasyonun kalıcı hale geldiğinin en açık göstergesidir. Artık halk, “kuruşu olmayan” bir ekonomide, küçük değerlerin bile anlamını yitirdiği bir sistemin içinde yaşıyor.
200 TL’lik banknotun 2009’da piyasaya sürüldüğü günden bu yana alım gücü 20 kat azaldı, ancak hâlâ en büyük banknot olarak kalıyor.
Bu durum, vatandaşın cebindeki parayı daha büyük rakamlarla görmesine rağmen, satın alma gücünün giderek küçülmesine neden oluyor.
Ekonomistler, bu durumu “psikolojik manipülasyon” olarak tanımlıyor. Paranın biçimi değişmese de değeri azaldıkça, toplum farkında olmadan daha pahalıya, daha düşük yaşam kalitesine razı hale getiriliyor.
Kafesin İçinde Özgürlük Hissi
Bu ekonomik düzen, bireye “özgürüm” hissi verirken, aslında görünmez bir kafesin içine hapsediyor.
Alım gücü sınırlı, tüketim alışkanlıkları yönlendirilmiş, bilgi akışı kontrol altında…
Toplum, “özgür” olduğunu düşünürken aslında finansal ve bilişsel bir kontrol sisteminin içinde yaşıyor.
İletişimin kontrol altında tutulduğu, gerçeklerin sadece “uygun” olan kadar paylaşıldığı bir çağda, bilinçli bireylerin sesini duyurması zorlaşıyor.
Kitle iletişim araçları, düşünmeyi değil, sadece “inanmayı” öğretiyor. Bu yüzden toplum, konuşanlardan çok susanların çoğunlukta olduğu bir sessizliğe sürükleniyor.
Çelişki, Çağdaş Korkaklık ve Sessiz Çaresizlik
“İkinci bir Atatürk lazım” diyoruz ama bireye değer vermeyi unutuyoruz.
“İnsanlığı kurtarmalıyız” diyenler küçümseniyor, “dünyayı sen mi kurtaracaksın” diye susturuluyor.
Böylece toplumsal çelişki, korkaklık sendromuna dönüşüyor.
Bir yanda egosunu tatmin eden zenginler, diğer yanda emeğiyle hayatta kalmaya çalışan milyonlar…
Bu sistemde fikir üretmek, düşünmek bile lüks haline geliyor.
Toplumu düze çıkaracak, cehaleti yok edecek cümleler yazılsa bile okunmuyor. Çünkü okumayan, sadece söylenene inanan bir halk oluşturuldu.
🔒 Küresel Kafes: Deneyin Asıl Amacı
Kuruşun kaldırılması, sadece ulusal değil küresel bir “standartlaştırma” hamlesidir.
Toplumlar dijital para, nakitsiz ekonomi, gözetim sistemleri ve küresel finans politikalarıyla yavaş yavaş tek bir düzene çekiliyor.
Amaç, herkesin aynı alışkanlıklarla, aynı sınırlar içinde yaşadığı bir “küresel kafes” kurmak.
Birey, sistemin parçası haline getirilirken özgür olduğunu zannediyor.
Bu düzen içinde öğrenmek, sorgulamak, düşünmek artık bir tehlike haline geliyor. Çünkü sorgulayan birey, düzeni tehdit eder.
🧩 Sonuç
Kuruşun kaldırılması, 200 TL’nin en büyük para olarak kalması ve alım gücünün sistematik biçimde düşürülmesi yalnızca birer ekonomik sonuç değildir.
Bu, toplumu yönetmenin, bireyi kontrol altında tutmanın en sessiz ama en etkili yöntemlerinden biridir.
Yaşamak için çalışan, çalışırken hayatını tüketen, emeğinin karşılığını alamayan milyonlar artık farkına varmalı:
Gerçek özgürlük, kafesin içinde olmadığını fark etmekle başlar.
Editoryal Destek : ChatGBT
Haber Veriyoruz