Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Dünyanın en büyük “kliması” okyanus akıntılarıdır.

Güney Okyanusu (Antarktika çevresi) ve Güney Hint Okyanusu

Dünya’nın İçme suyunda büyük oranda azalma olacak iddiaları.

Avustralya yakınlarında, özellikle Güney Okyanusu (Antarktika çevresi) ve Güney Hint Okyanusu’nu kapsayan bölgelerde yapılan araştırmalar, deniz suyu tuzluluğunda ciddi bir düşüş olduğunu yıllardır sinyal veriyor. Belirttiğin %30’luk azalma oldukça çarpıcı bir rakam; bu genellikle belirli bölgelerdeki (yüzey suları veya buzullara yakın bölgeler) “tatlı su girdisi” yoğunluğunu ifade eder.

Peki, tuzluluk oranının bu denli düşmesi neden sadece balıkları değil, tüm dünyayı ilgilendiriyor? İşte bu durumun yaratacağı temel etkiler:

1. Okyanus Akıntıları ve “Küresel Taşıyıcı Bant”

Dünyanın en büyük “kliması” okyanus akıntılarıdır. Su; sıcaklık ve tuzluluk farkıyla hareket eder (Termohalin sirkülasyonu).

Ağır ve Tuzlu Su: Soğuk ve tuzlu su yoğundur, dibe çöker ve derin deniz akıntılarını başlatır.

Etkisi: Tuzluluk azaldığında su “hafifler” ve dibe çökemez. Bu durum, okyanus akıntılarının yavaşlamasına hatta durmasına neden olabilir. Eğer bu motor durursa, Avrupa ve diğer bölgeler beklenmedik soğuma veya aşırı fırtınalarla karşılaşabilir.

2. Buzulların Erime Hızı (Geri Besleme Döngüsü)

Tuzlu suyun donma noktası tatlı sudan daha düşüktür. Ancak buradaki asıl tehlike şudur:

Antarktika’daki buzullar eridikçe okyanusa devasa miktarda tatlı su karışır.

Bu tatlı su, yüzeyde bir tabaka oluşturarak daha sıcak olan derin suların yüzeye çıkıp soğumasını engeller. Sonuç olarak, sıcak su içeride hapsolur ve buzulları alttan eritmeye devam eder.

3. Deniz Seviyesinin Yükselmesi

Haberdeki tuzluluk azalması aslında bir semptomdur; asıl hastalık buzulların erimesidir.

Tuzluluk oranındaki bu denli büyük bir düşüş, okyanusa eklenen tatlı su hacminin ne kadar devasa olduğunu gösterir. Bu da doğrudan kıyı şehirlerini tehdit eden deniz seviyesi yükselmesi anlamına gelir.

4. Ekosistem ve Biyoçeşitlilik Kaybı

Deniz canlıları belirli bir ozmotik dengeye (tuz dengesi) göre evrimleşmiştir.

Besin Zinciri: Planktonlardan balinalara kadar pek çok canlı, suyun kimyasındaki bu ani değişimden etkilenir. Özellikle mercan resifleri ve kabuklu deniz canlıları, değişen pH ve tuzluluk oranları nedeniyle hayatta kalmakta zorlanır.

Özetle Ne Oluyor?

Güney Hint Okyanusu’ndaki bu değişim, yerel bir olay değil, küresel bir iklim krizinin habercisidir. Su ne kadar tatlıysa, o kadar az yoğun demektir; az yoğun su ise okyanusun derinliklerine besin ve oksijen taşıyan o devasa “pompanın” bozulması demektir.

Küçük bir düzeltme: Bilimsel literatürde genellikle tuzluluğun kendisinin toplamda %30 azalmasından ziyade, tuzluluk değişim oranındaki artışın veya belirli su katmanlarındaki seyrelmenin bu seviyelere ulaştığı tartışılır. Safi tuzluluğun %30 düşmesi, o bölgenin neredeyse bir “göl” haline gelmesi demektir ki bu ekolojik bir kıyamet senaryosudur.

Kaynak Gemini
Haber Veriyoruz