Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Çin’in Samimi ve Hızlı Yükselişi

Üretimi merkeze alan bir devlet modeli

77.778

Çin’in Samimi ve Hızlı Yükselişi

Son yıllarda küresel güç dengeleri yeniden şekillenirken, en çok tartışılan ülkelerin başında Çin geliyor. Batı merkezli birçok analiz Çin’in yükselişini “otoriterlik”, “baskı” ya da “insan hakları ihlalleri” üzerinden okumaya çalışsa da sahadaki gerçekler bu anlatının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Çin’in yükselişi, ideolojik sloganlardan çok çalışma disiplini, üretim kültürü ve devlet ciddiyeti üzerine inşa edilmiş durumda.

Üretimi merkeze alan bir devlet modeli

Çin’in temel farkı, ekonomiyi finansal spekülasyonlar üzerine değil gerçek üretim üzerine kurmuş olmasıdır. Fabrikalar, lojistik ağları, teknoloji parkları ve tarım alanları devletin uzun vadeli planlarıyla desteklenmektedir. Birçok ülkede “çalışan insan maliyet” olarak görülürken, Çin’de çalışan insan sistemin temel taşı olarak kabul edilir.

Çin’de sabah erken saatlerde başlayan iş günü, disiplinli bir şekilde sürer. Çalışma, dinlenme ve uyku döngüsü kültürel olarak içselleştirilmiştir. Bu durum bireysel özgürlük tartışmalarının ötesinde, toplumsal devamlılık açısından ele alınmaktadır.

Disiplinin arkasındaki gerçek: Nüfus ve sorumluluk

Dünyanın en kalabalık ikinci nüfusuna sahip bir ülkede, kuralların gevşetilmesi kaosu beraberinde getirir. Çin yönetimi bu gerçeği inkâr etmek yerine kabul etmiş ve sert ama net bir yönetim anlayışı benimsemiştir.Bu anlayışın temelinde şu düşünce yer alır:

“İpin ucu bırakılırsa gelişme değil, çöküş başlar.”

Bu nedenle Çin’de suç, özellikle toplum sağlığını ve geleceğini tehdit eden uyuşturucu gibi alanlarda, sıfır tolerans politikasıyla ele alınmıştır. Uyuşturucuya karşı sert tutum: Ahlaki değil, stratejik bir karar

Geçmişte Çin’in uyuşturucu suçlarına karşı uyguladığı ağır cezalar birçok ülke tarafından sert şekilde eleştirilmişti. Ancak bugün gelinen noktada, başta ABD ve Avrupa olmak üzere birçok ülke sentetik uyuşturucu ve bağımlılık krizleriyle boğuşuyor.

Çin’in yaklaşımı burada nettir: Uyuşturucu bireysel bir sorun değil, toplumsal bir tehdit olarak görülür.Ceza caydırıcı olmazsa suç yayılır; suç yayılırsa toplum çözülür.

Bugün Batı’da yaşanan fentanil krizleri, bu yaklaşımın neden uygulandığını daha iyi anlatır niteliktedir.

Batı neden rahatsız? Çin’i asıl rahatsız edici kılan şey, askeri gücü ya da nüfusu değil; özgürlük söylemi olmadan sonuç üretebilmesidir.

Batı dünyası uzun süredir:

Demokrasi
İnsan hakları
Özgürlük

kavramlarını merkeze koyarken, aynı anda üretimden uzaklaşmış, finansal balonlara dayalı kırılgan ekonomiler oluşturmuştur. Çin ise bu kavramları yüksek sesle dile getirmeden, somut sonuçlar üretmiştir. Bu durum, ideolojik üstünlük iddiasını zedelemektedir.

Türkiye örneği: Sorun cezanın değil, samimiyetin eksikliği

Türkiye’de yıllardır süren uyuşturucu operasyonları ve ekonomik müdahaleler, kalıcı çözüm üretmekten uzak görünmektedir. Gündem sıkıştığında yapılan operasyonlar, boşalan kasayı doldurmak için yapılan zamlar, toplumda adalet duygusunu zedelemektedir.

Sorun kanunların varlığı değil; kanunların süreklilik, eşitlik ve samimiyetle uygulanmamasıdır.

Çin modeli burada şunu göstermektedir:Devlet, kararlıysa; ceza netse; kural herkese eşitse;toplum buna uyum sağlar. Çin’in yükselişi bir tesadüf değildir. Bu yükseliş:Üretime dayalı ekonomi, Disiplinli toplum yapısı, Sert ama net kurallar, Uzun vadeli devlet aklı üzerine kuruludur.

Bu model eleştirilebilir, tartışılabilir; ancak görmezden gelinemez. Çünkü dünya artık şunu açıkça görüyor:Çalışanı, üreteni ve toplumsal düzeni koruyan ülkeler yükseliyor.

Haber Veriyoruz

Enable Notifications OK No thanks