Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

BMC Satılarak Altay Tankı ve Silahlı Kuvvetlere Maddi Zarar Verildi mi?

Türkiye savunma sanayisinin en stratejik projelerinden biri olan Altay Ana Muharebe Tankı

BMC Satılarak Altay Tankı ve Silahlı Kuvvetlere Maddi Zarar Verildi mi?

Türkiye savunma sanayisinin en stratejik projelerinden biri olan Altay Ana Muharebe Tankı, yıllardır hem teknik hem de ekonomik boyutlarıyla tartışmaların odağında yer alıyor. Tartışmaların merkezinde ise BMC’nin TMSF’den satışı, şirketin el değiştirme süreci ve bu sürecin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile kamu kaynakları üzerindeki etkileri bulunuyor.

BMC’nin TMSF’den Satışı ve Sonraki Süreç

BMC, 2014 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yapılan ihale ile Ethem Sancak’a satıldı. Kamuoyunda sıkça dile getirilen eleştirilerin başında, bu ihaleye tek teklifin verilmiş olması ve satış bedelinin şirketin stratejik konumu ile orantılı olup olmadığı sorusu geliyor.

BMC’nin daha sonraki yıllarda Altay Tankı’nın ana yüklenicisi haline gelmesiyle birlikte, konu yalnızca ticari bir satış olmaktan çıkıp milli güvenlik ve savunma sanayii boyutuna taşındı.

2021 yılında ise BMC’nin hisseleri bu kez Tosyalı Holding’e devredildi. Böylece kısa süre içinde iki büyük el değiştirme yaşandı. Bu noktada kamuoyunda şu soru daha yüksek sesle sorulmaya başlandı:

“Bu satışlar sırasında kamu zararı oluştu mu?”

Altay Tankı Projesi Neden Tartışılıyor?

Altay Tankı projesi, başlangıçta farklı bir yükleniciyle yürütülürken süreç içinde gecikmeler, motor ve güç grubu sorunları, artan maliyetler ve teslim tarihleriyle ilgili belirsizlikler nedeniyle sık sık gündeme geldi.

Eleştiriler şu başlıklarda yoğunlaşıyor:

Projenin yıllara yayılan gecikmeleri, Savunma bütçesinden ayrılan kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığı, Yerli üretim hedeflerine rağmen dışa bağımlılık sorunlarının sürmesi, Kurumsal sürekliliğin özel sektör devirleriyle zayıflatıldığı iddiaları.

Bazı çevrelere göre bu süreç, TSK’nın ihtiyaçlarının ikinci plana atıldığı ve savunma projelerinin ticari ilişkilere kurban edildiği bir tabloyu işaret ediyor.

1,2 Milyar Dolar İddiası ve “Gizli Kapaklı” Tartışmalar

Kamuoyunda ve sosyal medyada sıkça dile getirilen bir diğer iddia ise, bir iş insanı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşık 1,2 milyar dolar aktarıldığı yönünde.

Bu iddia, herhangi bir resmî belgeyle doğrulanmış olmasa da, tartışmaların büyümesinin temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Bu noktada dikkat çeken husus şu: Savunma sanayii projeleri doğası gereği şeffaf olmayan alanlar, “Gizlilik” gerekçesiyle birçok sözleşme ve mali detay kamuoyuna açıklanmıyor, Bu durum, iddiaların güçlenmesine ve güven sorununun artmasına yol açıyor.

Eleştirileri dile getirenler, “Belgeler yok çünkü bu işler zaten kapalı kapılar ardında yürütülüyor” görüşünü savunuyor.

TSK’nın Gücü Mü, Özel Şirketlerin Kazancı mı?

Bu tartışmanın merkezinde tek bir soru bulunuyor: Savunma sanayii projeleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü artırmak için mi, yoksa belirli şirketlerin ekonomik büyümesini sağlamak için mi yürütülüyor?

BMC’nin satışı, Altay Tankı projesinin yönetimi ve yüksek maliyetli savunma yatırımları bir arada değerlendirildiğinde, bazı kesimler TSK’nın maddi ve kurumsal olarak zayıflatıldığı, bazıları ise bunun doğal bir sanayileşme süreci olduğunu savunuyor.

Karar Okuyucunun

Ortada kesinleşmiş bir yargı kararı, açıklanmış resmî bir usulsüzlük tespiti ya da kamuoyuna sunulmuş detaylı bir denetim raporu bulunmuyor. Ancak şu da bir gerçek:

Soru çok; Şeffaflık az, Kamuoyunun ikna olmadığı bir süreç var. Bu nedenle tartışma bitmiyor.

BMC’nin satışı ve Altay Tankı süreci, Türkiye’de savunma sanayiinin nasıl yönetildiği, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve milli güvenliğin hangi ekonomik modellerle şekillendiği sorularını yeniden gündeme taşıyor.

👉 Maddi zarar verildi mi?
👉 TSK’nın gücü mü zedelendi, yoksa eleştiriler abartı mı?

Cevabı okuyucuya bırakıyoruz.

Haber Linki

Haber Veriyoruz