Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Bilince Ulaşmak İstiyorsan Bedenden Kurtulmak Değil, Araya Mesafe Koymalısın

İnsan, taşıdığı fizik üzerinden hayat inşa eder.

63.123

Bilince Ulaşmak İstiyorsan Bedenden Kurtulmak Değil, Araya Mesafe Koymalısın

İnsan, taşıdığı fizik üzerinden hayat inşa eder.

Beden; barınır, beslenir, yorulur, hastalanır, iyileşir ve zamanla tükenir. Hayat dediğimiz düzen, büyük ölçüde bu fiziksel ihtiyaçların etrafında şekillenir. Çalışmak, korunmak, sahip olmak, çoğalmak… Hepsi bedenin sürekliliği içindir. Ama bilinç kesinlikle böyle çalışmaz.

Bilinç; sahip olmak istemez, tutunmaz, ısrar etmez. O; algılar, yargılar ve anlamaya çalışır. Gerçek bilince ulaşmak, verilen kararların sonucuna kilitlenmek değil; hayatın akışını olduğu gibi okuyabilme yetisidir.

Bugün çoğu insan bilinci; arzu, istek, dürtü ve hedeflerle karıştırır. ysa bunların tamamı bedensel ve zihinsel reflekslerdir. Bilinçte hırs yoktur. Bilinçte kazanma telaşı yoktur. Bilinçte “mutlaka olmalı” diye bir şart da yoktur.

Bilinç yalnızca bilmeyi, öğrenmeyi ve ilerlemeyi seçer.

İlerlerken nereye varacağı da o kadar önemli değildir. Çünkü bilinç, yolun sonunda ne kazanacağını değil; yolun kendisinde neyi fark ettiğini önemser. Kendini keşfetmiştir. Ve bilir ki, bilincin vardığı her sonuç bir son değil; bir dönüşümdür.

Burada önemli bir yanlış anlaşılma vardır: Bilince ulaşmak için bedeni yok saymak, bastırmak ya da ondan kurtulmak gerekmez. Aksine bu, bilinci daha da bedene mahkûm eder.

Asıl mesele şudur: Bedeni merkezden çekmek, bilinci merkeze almaktır.

Mesafe ne demektir?
Mesafe; kaçmak değildir.
Mesafe; reddetmek değildir.
Mesafe; bastırmak hiç değildir.

Mesafe, olan biteni içeriden değil dışarıdan izleyebilme hâlidir.

Örneğin:Bir acı yaşadığında “Ben acı çekiyorum” demekle, “Bedenim ve duygularım şu an acı deneyimliyor” demek arasında büyük bir fark vardır.

İlki seni acının içine hapseder. İkincisi bilinci ayakta tutar.

Bir başka örnek: Öfkelendiğinde öfkeyle hareket eden insan, bedeniyle karar verir. Öfkesini izleyebilen insan ise bilinciyle süreci okur. Bu, öfkeyi yok etmez; ama öfkenin hakim olmasını engeller.

Bilinç, farkındalık gibi gösterişli kavramlara da ihtiyaç duymaz. Çünkü bilinç zaten bilir: Kendisinin sonsuzluk içinde bir zerre olduğunu… Ne merkezde olduğunu sanır, ne de yok olmaktan korkar.

O yüzden bilinç için “son” diye bir kavram yoktur. Varsa bile bu bir yok oluş değil, şekil değiştirmedir.

Beden ölümü trajedi olarak algılar. Bilinç ise ölümü, akışın doğal bir evresi olarak görür.

İşte bu nedenle bilince ulaşmak; daha çok hissetmek değil, daha çok mesafe koyabilmektir.

Bedenin yaşadıklarını inkâr etmeden, duyguların varlığını reddetmeden, ama hiçbirini kimliğin merkezi yapmadan…Çünkü beden geçicidir. Duygular dalgalıdır. Zihin şartlıdır.

Ama bilinç, akışı okuyabildiği sürece özgürdür.

Enable Notifications OK No thanks