Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Algı, Bilinç ve Varoluşun Titreşimi

İnsan, ancak algılayabildiği kadar öngörüde bulunabilir

52.889

Algı, Bilinç ve Varoluşun Titreşimi

İnsan, ancak algılayabildiği kadar öngörüde bulunabilir. Algının sınırları, hayal gücünün de sınırlarını belirler. Hayal kurmak, belirli bir noktaya kadar anlamlıdır. Kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın, “daha fazla ne hayal edebilirim?” sorusu bile aslında hayal gücünün bir sınırı olduğunu gösterir.

Hayal gücünün bir sınırı varsa, algının da bir sınırı vardır. Sahip olduğunuz algı düzeyiyle ne kadar öngörüde bulunursanız bulunun, bir noktadan sonra bu öngörü tükenecektir. Çünkü her şey gibi algı da sınırlıdır.

Madde nasıl ki belirli bir forma ve sınıra sahipse, enerji de öylece sınırsız değildir. Enerji sürekli yoğunlaşarak maddeyi oluşturur; ancak bu döngü, enerjiyi sonsuz ve sınırsız kılmaz. Enerjinin yoğunlaşmasıyla oluşan fizik kuralları ve madde, özünde bir kaynağa dayanır.

Peki, sahip olduğumuz evrenin bir öz kaynağı olduğunu hiç düşündünüz mü? Enerji temelli yaratılış anlayışına göre, yaratıcının “ol” emriyle ortaya çıkan iki temel titreşimin özünde bir kaynak bulunur. Enerjinin yoğunlaşması sonucu fizik ve madde, bu öze göre şekillenir, genişler, ona uyum sağlar ve titreşmeye devam eder.

Bu özü bir tür “kaynak kodu” olarak kabul edersek —ki bu tanım hem yetersiz hem de eksiktir, ancak iletişim kurabilmek için gereklidir— şunu fark ederiz: “Ol” emriyle başlayan yaratılış sürecinde bu kaynak meydana gelmiştir. Peki “ol”dan önce ne vardı? İşte bu soru, algı ve öngörünün ötesine geçmenin kapısını aralar. Bu kapıdan geçmek, bilincin derinliklerine ulaşmak anlamına gelir.

İşte bu nedenle yazılarımızda sürekli bilinç kavramını ele alıyor ve onu anlamaya çalışıyoruz. Bilinç, algının oluşturduğu öngörünün ötesine geçmektir. Bilinçli olmak ise, içinde bulunduğumuz yaşam formunun derinliklerinde saklı olan varoluş bilgisini keşfetmektir.

Bu keşifler, insan olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmemiz gerektiği gerçeğiyle kesişir. Bu bilgiyle hareket ederek, insani değerlerin dışında kalan etik olmayan durumları olumlu enerjiye dönüştürebilir; titreşimlerin daha hızlı ve pozitif yayılmasını sağlayabiliriz.

Varoluş, iki temel titreşimin eseridir ve biz hâlâ bu titreşim halindeyiz. Sahip olduğumuz beden ise bu titreşimlerin yoğunlaşmış halidir. Bunun nedeni, bilincin varlığını idrak edip ona yönelmektir. Biz yalnızca bu gerçeği haber veriyoruz.