0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Muş Varto ve Bingöl Karlıova hattı
ABD merkezli bir şirketin planladığı Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi
Muş Varto ve Bingöl Karlıova hattında, ABD merkezli bir şirketin planladığı Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi bölge halkının büyük tepkisine neden oluyor. Halk, projenin tarım alanlarını, su kaynaklarını yok edeceği ve deprem riskini artıracağı gerekçesiyle sokaklara dökülürken, konu yargıya taşınmış durumda.
Projenin Kapsamı ve Hedef Alanı
Proje, Muş’un Vorto (Gimgim) ilçesine bağlı 16 köy ile Bingöl’ün Karlıova (Kanîreş) ilçesine bağlı 6 köy olmak üzere toplamda 22 köyü doğrudan etkileyecek bir alanı kapsıyor. Şirketin, 2023 yılından bu yana bölgede “deprem araştırması” gibi bahanelerle ön çalışmalar yürüttüğü ve halktan gizlice toprak ve su numuneleri aldığı iddia ediliyor.
👥 Halkın Tepkileri ve Direniş
Bölge halkı, bir araya gelerek Varto Ekoloji Platformu gibi oluşumlar altında örgütlendi ve 2026 yılının Nisan ayında geniş katılımlı mitingler düzenledi. Eylemciler taşıdıkları döviz ve pankartlarla “Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz” ve “Bu topraklar bizim, teslim etmeyeceğiz” sloganlarıyla projeye karşı çıktılar.
Yasal Mücadele
Tepkiler yalnızca sokakla sınırlı kalmadı. Bölge sakinleri adına Bingöl İdare Mahkemesi’ne dava açılarak, proje için verilen arama ruhsatının iptali ve yürütmesinin durdurulması talep edildi. Avukatlar, projenin “telafisi mümkün olmayan zararlara” yol açacağını vurguluyor.
Dört Ana Endişe Kaynağı
Halkın ve uzmanların projeye karşı çıkmasının altında yatan ana gerekçeler şunlardır:
Deprem Riski (Fay Hattı): Proje sahası, Türkiye’nin en aktif fay hatlarından olan Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Doğu Anadolu Fay Hattı’nın kesişim noktasında yer alıyor. Jeologlar, yüksek basınçlı sıvı enjeksiyonu gerektiren sondaj çalışmalarının bu bölgede depremleri tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
Su ve Toprak Kirliliği: Sondaj faaliyetleri sırasında açığa çıkacak olan hidrojen sülfür, arsenik, bor gibi ağır kimyasalların yeraltı ve yüzey sularına karışarak içme suyunu ve tarım arazilerini kullanılamaz hale getireceği belirtiliyor. Bu durumun bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılık ve arıcılığı bitireceği ifade ediliyor.
Ekolojik Yıkım: Proje alanı, yaban keçisi, vaşak ve boz ayı gibi koruma altındaki türlerin yaşam alanı ve önemli bir kuş göç güzergahı üzerinde bulunuyor. Ayrıca bölge, orman, mera ve tarım arazisi statüsünde olduğu için bu faaliyetlerin ekosistemi geri dönüşümsüz tahrip edeceği vurgulanıyor.
Şeffaflık Eksikliği ve Usulsüzlük: Köylüler, projeyle ilgili kendilerine yeterli bilgi verilmediğini ve hatta bazı muhtarların kandırılarak bilmeden belge imzalatılmaya çalışıldığını iddia ediyor. Ayrıca proje için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmesi de tepkilere yol açıyor.
Özet ve Son Durum
Özetle, Muş ve Bingöl hattındaki bu proje, “yenilenebilir enerji” etiketi altında sunulsa da, bölge halkı ve uzmanlar tarafından ekolojik bir felaket ve güvenlik riski olarak görülüyor.
Halk, hem sokakta gösterilerine devam ediyor hem de hukuki mücadele yürütüyor. Proje kapsamında ilk sondaj çalışmalarının Mayıs 2026’da başlamasının planlanması, bölgede gerilimi daha da artırmış durumda.
Kaynak. DS
Haber Veriyoruz
