0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Türkiye’de Hiperenflasyon mu, Kronik Yüksek Enflasyon mu?
En Büyük Banknotun "En Küçük" Hikayesi
Türkiye’de Hiperenflasyon mu, Kronik Yüksek Enflasyon mu? En Büyük Banknotun “En Küçük” Hikayesi
Ekonomi terminolojisinde sayılar buz gibidir ama halkın cebinde o sayılar kor gibi yanar. Bugün Türkiye’de sokağa çıktığınızda karşınıza çıkan manzara şudur: Ülkenin tedavüldeki en büyük banknotuyla (200 TL), en temel ve “en ucuz” ihtiyaçlarımızı ancak karşılayabiliyoruz. Peki, cebimizdeki en büyük değerin, piyasadaki en küçük karşılığa dönüşmesinin bilimsel adı nedir?
1. Paranın Satın Alma Gücü: “Eriyen Kağıtlar”
Bir ekonomide başarının ölçüsü banknotun üzerindeki sıfırlar değil, o kağıdın kaç ekmek, kaç kilo et veya kaç litre yakıt aldığıdır. Bugün yaşadığımız durum tam olarak “Satın Alma Gücü Paritesinin” yerle bir olmasıdır. En büyük banknot, artık bir “değer saklama aracı” olmaktan çıkıp, sadece anlık bir “geçiş kağıdı” haline gelmiştir.
2. Kronik Yüksek Enflasyon ve Beklenti Bozulması
Eğer bir ülkede enflasyon uzun süre çift hanelerde (veya bizdeki gibi üç hanelere yakın) seyrediyorsa, buna Kronik Yüksek Enflasyon denir. Bu durumun en tehlikeli yanı, halkın “fiyatların düşeceğine dair inancını” kaybetmesidir. Bu noktada devreye “Menü Maliyetleri” girer; etiketlerin her gün değiştiği, paranın değerinin sabahla akşam arasında fark ettiği bir belirsizlik sarmalı başlar.
3. En Büyük Banknot Neden Yetmiyor? (Banknot Kompozisyonu)
Normal bir ekonomide en büyük banknot, yüksek tutarlı alışverişlerde kullanılır. Ancak bugün 200 TL, market kasasındaki “bozuk para” muamelesi görmektedir. Ekonomistler buna “Emisyon Hacmi Bozulması” der. Piyasadaki paranın büyük çoğunluğu en büyük banknottan oluşuyorsa, o para artık “büyük” değildir; sadece kağıt israfıdır.
Analiz: Cebimizdeki en yüksek değerli paranın, en ucuz ürünle eşitlenmesi, paranın “itibar kaybı” ve “fonksiyon yitimi” sürecidir.
4. Sonuç: Parasal İllüzyondan Gerçek Acıya
Halkın elindeki paranın nominal değeri (üzerindeki rakam) aynı kalsa da, reel değeri (aldığı mal) her gün eriyor. Bu durum sadece bir ekonomik kriz değil, aynı zamanda emeğin ve zamanın değersizleştiği toplumsal bir travmadır. 200 TL ile bugün sadece bir öğle yemeği yenebiliyorsa, bu durumun adı net konulmalıdır: Ekonomik bir yeniden yapılanma ihtiyacı.
Editörün Notu: Para, sadece bir değişim aracı değildir; bir ülkenin üretim gücünün ve adaletinin kağıda dökülmüş halidir. Eğer en büyük paramız en küçük ihtiyacımıza yetmiyorsa, sistemin “enerji kaynağında” bir sorun var demektir.
Haber Veriyoruz