0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
2017’de “Tek Adam” Rejimi ile Gelen Ekonomik Yıkım
Ekonomik Çöküş: Kurumsal Akıl Yerine Tek İrade
2017’de “Tek Adam” Rejimi ile Gelen Ekonomik Yıkım
Türkiye’de Gücün Merkezileşmesi, Servetin El Değiştirmesi ve Toplumsal Bedel
2017’de yapılan anayasa değişikliğiyle yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, Türkiye’de yalnızca yönetim modelini değil; ekonomik dengeleri, hukuk düzenini ve toplumsal yapıyı da köklü biçimde etkiledi. Gücün tek merkezde toplanmasıyla birlikte denetim mekanizmaları zayıfladı, karar alma süreçleri şeffaflıktan uzaklaştı ve bunun faturası doğrudan halka kesildi. Aşağıda, bu dönemin gerçeğe dayalı başlıca sonuçları, örnekleriyle ele alınmaktadır.
1. Ekonomik Çöküş: Kurumsal Akıl Yerine Tek İrade
Parlamenter sistemde görece çalışan denge–denetim yapısı, 2017 sonrası fiilen askıya alındı. Merkez Bankası başta olmak üzere ekonomik kurumların bağımsızlığı tartışmalı hâle geldi.
Sonuç: Öngörülebilirlik kayboldu; yatırımcı güveni zedelendi.
Gözlem: Para politikası sık sık değişti, “faiz–enflasyon” ilişkisinde bilimsel çerçeve dışına çıkıldı.
2. TL’nin Aşırı Değer Kaybı: Halkın Alım Gücünün Eritilmesi
2017’den sonra Türk Lirası, kısa aralıklarla sert değer kayıpları yaşadı.
Sonuç:
Gıda, enerji ve barınma maliyetleri katlandı.
Maaşlar eridi; orta sınıf hızla yoksullaştı.
Gerçek: Kur artışları, üretimi değil ithalat bağımlılığını pahalılaştırdı.
3. Aşırı Zenginleşen Dar Bir Kesim
Kriz dönemlerinde toplumun geneli yoksullaşırken, belirli bir çevrenin serveti hızla arttı.
Kamu ihaleleri, garanti ödemeleri ve özelleştirmeler aynı şirket gruplarında yoğunlaştı.
Sonuç: Servet transferi aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşti.
4. Dinin Araçsallaştırılması ve Kaynak Aktarımı
Dini söylem, bu dönemde meşruiyet üretme aracı olarak yoğun biçimde kullanıldı.
Vakıflar ve dernekler üzerinden kamu kaynaklarının aktarımı yaygınlaştı.
Sorun: Bu yapıların çoğu etkin denetimden muaf tutuldu.
Sonuç: İnanç, toplumsal dayanışma için değil; ekonomik ayrıcalık üretmek için kullanıldı.
5. Ülke Topraklarının ve Stratejik Varlıkların Satışı
Kamuya ait araziler, limanlar, tesisler ve doğal alanlar hızla elden çıkarıldı.
Satışlar çoğu zaman şeffaf olmayan yöntemlerle yapıldı.
Etkisi: Gelecek nesillerin ortak varlıkları, kısa vadeli bütçe ihtiyacı uğruna kaybedildi.
6. Mülteci Politikası: Demografik ve Ekonomik Baskı
Türkiye, kısa sürede dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi hâline geldi.
Gerçek: Plansızlık, ucuz iş gücü baskısını artırdı; ücretler düştü.
Toplumsal Etki: Sosyal gerilimler derinleşti, kamu hizmetleri zorlandı.
7. İş İnsanlarının Mal Varlıklarına El Konulması
OHAL ve sonrasında, bazı iş insanlarının şirketlerine kayyumlar atandı, mal varlıklarına el konuldu.
Sorun: Hukuki süreçler çoğu zaman siyasi tartışmaların gölgesinde yürütüldü.
Sonuç: Mülkiyet hakkı zedelendi; yatırım iklimi ağır yara aldı.
8. Gizli Kapaklı Anlaşmalar ve Şeffaflık Sorunu
Uluslararası ve yerel ölçekte yapılan bazı anlaşmaların detayları kamuoyundan saklandı.
Meclis denetimi etkisizleşti.
Etkisi: Kamu borcu ve yükümlülükler, toplumdan gizli biçimde arttı.
9. Gazetecilerin Tutuklanması: Gerçeğin Susturulması
Bu dönemde çok sayıda gazeteci haberleri ve yorumları nedeniyle tutuklandı ya da yargılandı.
Sonuç: Otosansür yaygınlaştı. Ekonomik yıkımın gerçek nedenleri yeterince tartışılamadı.
10. İletişim Merkezinin Kurulması ve Algı Yönetimi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın kurulmasıyla birlikte tek merkezli bir anlatı üretildi.
Amaç: Bilgi akışını kontrol etmek, eleştiriyi bastırmak.
Sonuç: Devletin dili, toplumun gerçeğinden koptu.
Hukukun Zayıflatılması
Ekonominin temeli güvendir; güvenin temeli ise hukuktur.
Yargıya olan güvenin sarsılması, ekonomik çöküşü hızlandıran temel faktörlerden biri oldu.
Sonuç: Bedeli Halkın Ödediği Bir Sistem
11. Ekonomik Dengenin “Yerli” Olmaktan Çıkarılması ve Kuruşun Yok Edilmesi
Paranın İtibarsızlaştırılması, Emeğin Sıfırlanması
Bir ekonominin yerli olması; parasının, üretiminin ve fiyatlama mekanizmasının kendi toplumsal gerçekliğiyle uyumlu olması demektir. 2017 sonrası dönemde Türkiye’de bu bağ bilinçli biçimde koparıldı.
Kuruş Neden Ortadan Kalktı?
Kuruşun ortadan kalkması teknik değil, politik ve ekonomik bir sonuçtur.
Enflasyon, sistematik biçimde göz ardı edildi.
Paranın satın alma gücü korunmadı.
Küçük değerli birimler anlamsızlaştırıldı.
Bugün:
1 kuruşun, 5 kuruşun, hatta 10 kuruşun ekonomik bir karşılığı kalmadı.
Bu, yalnızca bozuk paranın değil; emeğin, zamanın ve insan onurunun değersizleşmesi anlamına gelir.
2017 sonrası kurulan düzen, gücü merkezileştirirken sorumluluğu dağıttı.
Kazananlar belli, kaybedenler ise milyonlardır. Bu tablo, bir tercih değil; bir yönetim modelinin doğal sonucudur.
Ekonomik yıkım bir kaza değil, denetimsizliğin ve tek merkezli kararların ürünüdür.
Bu yazı, bir siyasi slogan değil; yaşanmış gerçeklerin özetidir.
Haber Veriyoruz